Zamanın Kıyısında Durmak
Zaman nehir gibi akar diyorlar ama belki de biz suyun içinde yüzmeyi bilmiyoruz.
Çocukken yaz tatilleri sonsuza kadar sürerdi. Bir öğleden sonra, arka bahçede böcekleri izleyerek geçen saatler, bitmek bilmeyen bir hazineydi. Şimdi ise aylar, haftalara; haftalar, günlere sığıyor sanki.
Einstein zamanın göreceli olduğunu söylemişti. Fizik için bu doğru olabilir, ama insan deneyimi için çok daha derin bir anlam taşıyor. Mutlu anlar bir çırpıda geçerken, acı çektiğimiz saatler neden sonsuza kadar uzuyor?
Belki de zamanı yaşama biçimimiz, onu algılama biçimimizi belirliyor. Farkındalıkla yaşanan bir dakika, dalgınlıkla harcanan bir saatten daha uzun ve dolu olabilir. Bir çay bardağını usulca yudumlayarak, buharının dansını izleyerek içtiğinizde, o birkaç dakika bir meditasyona dönüşür.
Modern dünya bizi hızlandırıyor, «vakit nakittir» diyor, «çok işin var» diyor, «geç kalıyorsun» diyor. Ama belki de asıl geç kaldığımız şey, an'ın kendisi.
Zaman nehir gibi akar, bu doğru. Ama nehrin kıyısında durup suyu seyretmeyi de bilelim. Çünkü hayat, akan suyun içinde değil, onu seyredenlerin gözlerinde saklı.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.